Siğiller Biorezonans ile tedavi edilebilir



HPV  (Human Papilloma Virus) 
Cildin değişik bölgelerindeki benlerden ayrı değerlendirilmesi gereken siğiller HPV virüsü ile ilişkili ve kanserojen olabilecekleri ihtimali ile incelenmelidirler.

HPV virüsü, DNA tipi bir virüstür ve hücre büyümesini destekleyen proteinleri kodlar. Bu durum uygun hücrelerde akut enfeksiyonu kolaylaştırırken uygun olmayan hücreyi kansere çevirebilir.

Virüs hücre büyümesini uyarır, virüsle tetiklenen hücre sayısı artışı bazal hücre tabakasının ve stratum spinosumun kalınlaşmasına neden olur. Tıp dilinde “verruka vulgaris” olarak adlandırılan hastalık (halk arasında “siğil”), derinin üst tabakasına ve mukozalara yerleşen HPV enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Nüfusun yaklaşık %10’unda görülebilir. Çocuklarda ve gençlerde daha sık gözlenir. Doku bozulması görüldüğü bölgelere ve virüsün tipine göre farklılık gösterir. 150'nin üzerinde değişik tipi görülen HPV enfeksiyonunun ortadan kaldırılmasında ve kontrol altına alınmasında doğal ve hücresel bağışıklık önemlidir. HPV koruyucu bağışıklık yanıttan kaçabilir yada baskılayabilir. 


HPV genotiplerinden 6 ve 11, sıklıkla genital siğillere neden olur. HPV tip 16 ve 18, bazı genital genotipleri rahim ağzında hücresel değişikliklere sebep olarak rahim ağzı kanserine yol açabilir. Rahim ağzı kanseri tanısı konmuş kadınların yaklaşık % 95 – 100’ünde HPV virüsü saptanmaktadır.

HPV, tüm dünyada en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Yakın temas (deriden deriye) ya da cinsel temas (vaginal, oral, anal) yoluyla bulaşabilen genital HPV, penis veya anüs ve çevresindeki deri ve mukozalarda enfeksiyon oluşturur. Kadınların bu hastalığı yaşama oranı erkeklerden daha fazladır. Bulaştırıcılık aktif genital doku bozuklukları durumunda daha yüksektir. Genital HPV tipleri aynı zamanda ağız ve boğazda da bulunabilir.

Aslında HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmesine rağmen kontamine eşyalardan, genel tuvalet, duş gibi hijyenik olmayan ortamlardan da bulaşabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe geçebildiği de bildirilmektedir.

Çoğu kişi enfekte bir kişi ile seksüel temastan sonra yıllar geçse bile herhangi bir sağlık problemi göstermeden HPV taşıyabilir ve enfekte olduğunun veya partnerine virüs geçirdiğinin farkında olmayabilir. Aynı anda birden fazla HPV tipi ile enfekte olmak mümkündür.

El, ayak ve genital bölgede siğiller en önemli bulgudur. Bulaşma sonrası hastalığa özgü belirtiler birkaç ay, bazen de birkaç yıl sonra ortaya çıkabilir. Genital siğiller yumuşak, düz, yükseltili ya da bazen karnıbahar şeklinde et renginde görülebilir. Ağız içinde de bulunabilir. Enfekte bireyle ilişkiden haftalar ya da aylar sonra ortaya çıkabilir. Kadın genital bölgesindeki bazı HPV tipleri kansere dönüşebilir. Erkeklerde bu hastalık bulgusuz seyredebilir.

Siğil tüm deri ve mukozalarda ortaya çıkabilir. Sıklıkla ellerde, tırnak etrafında, kollarda, bacaklarda görülmekle birlikte; vücudun herhangi bir bölgesine yerleşebilirler. Görünümleri kabarık, düz veya saplı olabilir. Genellikle deri rengindedir, yüzeyi pürüzlü veya düz olabilir, dokunulduğunda kabalaşma hissi verir. Tırnak yeme alışkanlığı olanlarda tırnak etrafına yayılım bazen dilde ve ağızda da görülebilir. Özellikle ellerinde siğilleri olan annelerin çocuklarında alt temizleme esnasında bulaşma ile makat ve genital bölgede siğiller oluşabilir. 

Siğiller kişiden kişiye direkt temas ile bulaşırlar. Genital siğiller en sık cinsel temasla bulaşır. Ancak dolaylı bulaşmalar da gözlenebilir. Havuz kenarları, ortak kullanılan banyolar, hamam, kaplıcalar gibi ıslak ve sıcak ortamlardan ve ortak kullanılan havlu, bornoz, terliklerle de bulaşma görülebilir.

Ayak tabanı siğilleri, diğer siğillere göre daha kalın ve çok sayıda olabilirler ve lezyonlar birleşerek mozaik siğiller oluşturabilirler. Genellikle ayak tabanında oluşurlar. Görünümleri tek veya çoklu, üzerlerinde küçük siyah noktalar bulunan, yüzeyi pürüzlü hemen hemen deri ile aynı seviyede kalınlaşmalar şeklindedir. Vücut ağırlığının etkisi ile deri yüzeyinden kabaramazlar ve derine doğru ilerlerler ve ağrı yaparlar. Derin yerleşimli olduklarından tedavisi diğerlerine göre daha güçtür. Ayak tabanının aşırı terlemesi, sürekli nemli ortamda bulunması tedaviyi güçleştirir.

Düz siğiller, genellikle deri renginde veya hafif kahverengimsi, üzeri düz, deriden çok hafif kabarık, zor fark edilen çok sayıda, oldukça küçük kabarıklıklar şeklindedir. Genellikle yüz ve boyun ve göğüs bölgesine yerleşirler. Genital bölgede, bazen ellerde ve bacaklarda da görülebilir. Genellikle benlerle karıştırılır ve sayıları artığında doktora başvurulur.

Kadınlarda rahim ağzı kanserlerine neden olabilirler. Ayak tabanındaki siğiller ağrı yapması, yüzeyinin kalınlaşması sebebi ile nasırlarla sıkça karışırlar. Özellikle çocuklarda nasır şüphesi varsa mutlaka çok yayılmadan hekime başvurmak gerekir. Yüzdeki düz siğiller ise güneş lekeleri ile karışabilir.

Enfeksiyonun vücuda girişi ve siğil oluşumu için kolaylaştırıcı faktörler vardır. Deri bütünlüğünün bozulması virus için giriş kapısı oluşturur (küçük yara ve kesiklerden, tırnak yeme yaralarından). Kişinin bağışıklık sisteminin bozulması (kansızlık, beslenme bozuklukları, kontrolsüz diyetler, aşırı yorgunluk, stres, düzensiz uyku), bağışıklığı baskılayan hastalık veya ilaç alımı, alerjik kişilerde, çok eşlilerde (genital siğillerde) bulaşma riski yüksektir.

Çocuklarda görülen siğiller bir yıl içinde kendiliğinden gerileyebilir. Ancak garantisi yoktur, bu süre içinde tedavisini daha güçleştirecek kadar yayılabilir de.. Üstelik çevresindekileri de enfekte edebilir. Erişkinlerde ise kendiliğinden gerileme oldukça nadirdir. Hastalığın tanısı konulduğunda tedavi edilmesi en doğru olandır. Özellikle mukozalara yerleşen tipleri (genital bölge, makat, ağız içi) kanser oluşumu için risk oluştururlar. Deride gelişen siğillerde ise çok nadir olarak görülebilir.

Siğillerin tedavisinde virüsün yerleştiği dokunun yıkımına yönelik fiziksel ve kimyasal uygulamalar yaygındır. Kimyasal solüsyonlar, elektrokoterizasyon, krioterapi (sıvı nitrojen) gibi.. Hastanın bağışıklık durumu tedavinin başarısını etkiler. Kimi hastalarda tek seans ile tedavi sağlanırken, bazılarında tekrarlayan ve uzun süreli tedaviler gerekebilir.

HPV virüsü ile karşılaşan bağışıklık sistemi virüse karşı yeterli cevabı oluşturamadığında bağışıklık sistemi virüsü yenememe bilgisini sistemine kodlar. Aktif virüs olmasa bile bağışıklık sistemindeki hastalık bilgisi harekete geçer ve semptomlar yeniden oluşur. Frekens tıbbına göre hastalığı yaratan faktör, virüsün kişiye göre değişen bağışıklık sisteminde oluşturduğu farklı farklı yüktür. Biorezonans yöntemi uygulandığında yapılan ilk şey bu yükün frekansının ölçülmesidir. Virüsün bağışıklık sisteminde yarattığı hastalık bilgisi (frekans aralığı) özel proplar vasıtasıyla hasta olan bölgeye ve vücudun belirli yerlerine uygulanır. Gönderilen bu frekans tedaviyi başlatır. Bağışıklık sistemi virüsü görmeye başlar, HPV yeniden tanımlanır. Böylece bağışıklık sistemi virüsü yok etmeye başlar.

Kişinin bağışıklık sistemine göre değişmekle birlikte biorezonans tedavisi ortalama 4 - 10 seanstır. Her seans öncesi ölçüm tekrarlanır ve tedavi hastaya özel frekans aralığında uygulanır. Virüs bilgisi bağışıklık sisteminden silininceye kadar tedavi sürer. Kimyasal ilaç kullanılmaz. Biorezonans yöntemi ile HPV ve papilloma tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır ve tekrarlamaz.

Hiç yorum yok: