Alkali Beslenme 1 - Olumsuz düşünceler de ruhsal sağlığımız ve bedenimiz için toksiktir. Tıpkı zararlı gıdalar gibi..

Yediğimiz her şey, bedenimizdeki hücreleri etkiler. Bizler yediğimiz gıdalardan oluşmaktayız. Yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduğumuz hava yapı taşlarımızı oluşturmaktadır. Vücudumuzu gözlemlemeli, onu dinlemeliyiz. 

Yanlış beslenme, insanların yaşamlarında fiziksel, düşünsel ve ruhsal alanda birçok olumsuzlukların yaşanmasına neden olmakta, hastalıklar ve sorunlar yaşatmaktadır.

Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölmekte ve bir o kadarı da yenilenmektedir. Ortalama iki yılda beyin ve sinir hücrelerimiz hariç olmak üzere bütün vücudumuz yenilenmektedir. Kötü beslenme vücudun yenilenme sistemini aksatmakta, hastalıklara açık hale getirmektedir.

Alkali Beslenme
Sağlıklı vücudun pH dengesi 7,36 ila 7,44 arasındaki alkali seviyedir. Asit oluşumuna neden olan gıdalarla beslenildiğinde bu denge bozulur ve vücut tekrar denge sağlayabilmek için hayati önem taşıyan bazı mineralleri (potasyum, magnezyum, kalsiyum, sodyum) harcar. Bu dengesizlik asidoza (asidik pH seviyesi) yol açar.  Asidoz ölümle dahi sonuçlanabilecek pek çok hastalığa neden olur. Hazır gıdalar ve fastfood beslenme şekli asidoza neden olacak kadar fazla asit içerir. Bunlar pH dengesini bozar ve kronik hastalıklara neden olur.

Alkali beslenme biçiminin yüzde sekseni alkali besin tüketimine,  yüzde yirmisi pH dengesini kuracak kadar asitli besin yemeye dayanır.

Meyvelerin çoğu alkali besinlerdir.
Kalsiyum, magnezyum ve potasyum bol miktarda yeşil sebzelerde bulunur. Bol bol organik sebze ve meyve yiyin.


Alkali diyetin en önemli faktörü düzenli olarak yüksek pH değerli alkali su tüketimidir. Günde kilogram başına en az 40 ml su içilmelidir. Ara öğünlerde en iyi içecek sudur, hazır meyve suyu ve asitli içecekler tüketmeyin. Doğal sular (maden suları) yüksek pH değerine sahiptir.


Kırmızı et yerine beyaz et ya da balık tercih edin. Et ve diğer hayvansal gıdalarla birlikte alkali olan sebzeyi bol tüketin.
Zeytinyağı kullanın.
Aşırı hayvansal gıdadan uzak durun.
Et, süt, peynir ve şarküteri ürünlerindeki yağ, tuz ve pişirme yöntemleri ile daha zararlı hale gelebilmektedir.
İşlenmiş, hazır gıdalardan kaçının. Fast food yemeyin.
Ya­pay malzemeler, tatlandırıcılar, koruyucular, ekstra hidrojen ve asidik iyonlar eklenmiş, katkı maddeleri çok olan hazır gıdalardan uzak durun.
Kola, enerji içecekleri, gazlı diğer içecekler sağlıksızdır, tama­men vazgeçin.
Rafine şeker, beyaz un ve doymuş yağ­lı ürünlerden sakının. mak; Beyaz unla yapılan ekmekler, bö­rekler, kekler, tatlılardan vazgeçin.



Pozitif olun. Olumlu düşünceler vücudu alkali, olumsuz düşünceler asidik yapar.
Açık ve temiz havada yürüyüş yapın. Kendinizle ve çevreyle barışık olun. Stresten uzak durun.
Vücudumuzdaki bütün canlı hücreler atık üretir. Tüm besinler hücrelere vücudumuzdaki sıvılar yardımıyla taşınır ve oksijen ile yanarak enerji haline dönüşür.

Bir besinin asidik veya alkali olduğu tüketiminden sonra vücuda yaptığı etki ile belirlenebilir. Yiyecekler içindeki alkali mineraller, sindirim sonrasında alkali atığa,  asidik mineraller asidik atığa dönüşür.

Yediklerimizin oluşturduğu atıkları idrar ve ter yoluyla vücudumuzdan atarız. Atıklar temel olarak asidik olduğu için idrarımız düşük pH dengesine sahip olur. Yaşam ve beslenme tarzı, besin türleri, çevresel koşullarının oluşumunu hızlandırdığı atıkların hepsini vücudumuzdan atamayız!

Vücuttan atılamayan asidik atıklar, kana karışarak dolaşım sistemine dahil olur. Zamanla damarlarda birikerek damar tıkanmalarına yol açar. Kanın, damarlardan gerektiği hız ve yoğunlukta akmaması sonucunda, vücudumuzdaki hücreler ihtiyaç duyduğu yeterli oksijen ve gıdadan yoksun kalır. Fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremeyen hücrelere dönüşürler.

Asidik gıdaların sık tüketimi bedeni zehirler; vücudun pH dengesini bozulur, stres toksinleri artar. Bağışıklık sisteminin ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu oksijen seviyesini azaltır. Minerallerin emilimi yavaşladığından enerji üretimi ve hasarlı hücrelerin yenilenme işlemi azalır. Yenilenemeyen hücrelerin kötü huylu kanser hücrelerine dönüşme ihtimali yüksektir. 

Yapay tatlandırıcılar, gazlı içecekler ve meşrubatlar, ilaçlar, konsantre gıdalar yüksek oranda asit içerir.

En alkali sebzelerin kırmızı pancar ve siyah turp olduğunu da burada hatırlatmakta yarar var..

Kronik yorgunluk hissi, fazla mukus üretimi, burun tıkanıklığı, enfeksiyonlara yatkınlık, heyecanlı, sinirli, irite ruh hali, kuru ve güçsüz scalar, baş ağrısı, eklem ağrıları, kas ağrıları, sık uçuk oluşumu V-vücuttaki asidite göstergeleridir.

Vücuddan atılamayan atıklar katılaşmış (kolesterol, yağ asidi, böbrek taşı v.b gibi) atıklara dönüşür, türlü şekillerde vücudun herhangi bir yerinde birikip yerleşirler. Bu asidik atıklar yaşlanma sürecini hızlandırır.

Alkali besinler ve su, asidik atıkların atılmasını kolaylaştırır ve vücudumuzun sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

Vücudumuz mükemmel bir mekanizmadır ve asidin yaşamsal organlarımıza hasar vermesini engellemek üzere savunma mekanizmalarını devreye sokar. Asidi yağ hücreleri içinde depolar. Buna rağmen, asit, sık temas ettiği herhangi bir organın dokusunu çürütebileceği bir delik açabilir. Bu durumda hücre mutasyona uğrar. Asidik ortamda oksijen seviyesi düştüğü için kalsiyum tüketilmeye başlar. Savunmaya geçen vücut aşırı asidik ortamdan korumak için bizi yağlandırır. Yağ hücreleri ve selüloit birikimler paketledikleri asidi yaşamsal organlardan uzakta tutmaya çalışmaktadırlar.

Bozulan alkali-asit dengesi vücudun besin ve mineral alma kapasitesini düşürür, hücrelerdeki enerji üretimini olumsuz etkiler, hasarlı hücrelerin onarılma yeteneğini düşürür, vücudun detoks yeteneğini azaltır, bitkin ve hastalıklara açık hale getirir.

Asit atardamarların yüzeylerini erozyona uğratıp kardiyovasküler yapıları zayıflatır. Serbest radikallerin ortalığa saçılmasına neden olur, yaşlanmayı hızlandırır. Kilo almaya, diabete ve obezliğe neden olur.

Kolesterol plaklarının oluşmasına neden olur. Kan basıncını bozar, düzensizleştirir. Kritik lipid ve yağ asidi metabolizmasını bozar, karıştırır. Hücrelere dağıtılan oksijen miktarında azalmaya neden olur.

Asidik ortamı artan vücudlarda kardiyovasküler damar setliği, kalp krizi, yüksek kan basıncı, obezite, MS, MD, ALS, karaciğer, böbrek sorunları, bunama, bağışıklık sistemi yetersizlikleri, osteoporoz, erken yaşlanma ve prostat problemlerine sık rastlanır. Duygu ve düşüncelerimiz de vücudumuzun asid ve alkali seviyesinden etkilenmektedir.  

Öte yandan öfke, nefret, kıskançlık, stres, korku-endişe, şüphe-kaygı, sinirlilik halleri, uykusuzluk, aşırı yorgunluk, huzursuzluk, hareketsizlik, umutsuzluk-yalnızlık duygusu ve her türlü olumsuz düşüncenin asidik ortama katkısı büyüktür. Bu tarz duygular ruhsal sağlığımız ve bedenimiz için toksiktir. Tıpkı zararlı gıdalar gibi..

“pH” kısaltmasının açılımı “Potansiyel Hidrojen“dir. Herhangi bir sıvı ortam içeri­sindeki hidrojen iyon yoğunluğunu ifade eder. 1 ile 14 arasında değişen değerlerle ifade edilir; pH değeri 7’nin altın­da ise ortam asidik, 7’nin üzerinde ise baziktir.

İnsan vücudu normal durumlarda, sindirim ve boşaltım sistemleri dışındaki tüm organların­da alkali düzeydedir. İnsan kanındaki de­ğerler bir hastalıkla mücadele ettiği ya da stres altında bu­lunduğu durumlarda asidik özellikler gösterir.


Sürekli asidik gıda tüketimi kısa sürede uyuşukluk, yorgunluk, baş ağrısı, mide bulantısı, si­nirlilik, depresyon eğilimi, midede yanma ve asit artışı, kronik yorgunluk yaratır. Serbest radikal oluşumunu arttırması yaş­lanmayı hızlandırır. Yüksek tansiyona neden olabilir. Obezite, MS ve kanserin gelişmesi için or­tam hazırlayan şeker asit yükünü artırmaktadır.

Hiç yorum yok: