Lyme hastalığının tedavisinde Biorezonans çok etkili olmaktadır.

Lyme hastalığı (Borreliosis) genelde "Ixodes ricinus" türü kenelerin ısırması ile insana geçen "Borrelia burgdorferi" bakterisinin yol açtığı bir hastalıktır.

1975 yılında ABD Connecticut'ta Lyme kasabasında artan artrit vakaları ile tespit edildiğinden adını bu kasabadan almaktadır. Türkiye’de ilk kez 1990 yılında İstanbul ve Trabzon’dan bildirilmiştir. Bugüne kadar ülkemizdeki vaka sayısının 10 binin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Trakya, Marmara ve Karadeniz bölgesi Lyme hastalığı taşıyan kenelerin daha yoğun olduğu bölgelerdir. Hastalık bugüne kadar toplam 22 ilde görülmüştür. İstanbul’daki dört keneden birinin de ‘Ixodes ricinus’ olduğu bilinmektedir. Ancak bu kenelerin tümü hastalığı taşımaz.

Kene tarafından ısırılan insanların çoğu Lyme hastalığı kapmaz. Tüm keneler enfeksiyon taşımaz ve kenenin vücuda yapıştığı süre ne kadar uzunsa hastalığın bulaşma riski de o kadar artar. Düşük bir olasılık olmakla beraber kan nakliyle bulaşabildiği bilinmektedir. Cinsel yolla bulaşıp bulaşmadığı konusunda somut bir kanıt yoktur. Temas veya öpüşme ile enfeksiyonu taşıyan bir kişiden bulaşmaz. Evcil hayvanlara bir keneden enfeksiyon bulaşmışsa, kene onun üzerinden düşüp daha sonra bir insanı ısırmadığı sürece bulaşmaz. Sivrisinek, sinek ya da pireler bu hastalığı insanlara bulaştıramazlar. 

Lyme, sadece bakteriyi taşıyan kenelerden bulaşır

Değişik şekillerde ortaya çıkmakla beraber ilk belirtisi kenenin ısırdığı bölgede oluşan deri kızarıklığıdır. Hedef organlar deri, merkezi sinir sistemi, göz ve kalptir. Eklemlerde şişlik, sıvı birikimi, hareket etmede zorluk görülür. Bir kısım hastalarda kas ağrıları, kireçlenme, boyun tutulması, zihinsel arazlar, sinirsel şikayetler ve aşırı yorgunluk belirtileri tedaviden aylar ya da yıllar sonra da devam edebilir.

Lyme hastalığı ülkemizde tıp çevreleri de dahil olmak üzere çok az tanınmakta, hastalara yanlış tanı konabilmekte, tanı konulamadığı da olmaktadır. Binlerce hasta, Lyme hastası olduğunu bilmeden acı çekmekte, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmeden büyük zorluklara katlanmaktadırlar.

Lyme hastalığının belirtileri diğer birçok hastalıkla kolaylıkla karıştırılabilmektedir. Çoğunlukla her hastada farklı belirtilerle kendini gösterir. Diğer hastalıkları taklit etmesi nedeniyle Lyme hastalığı Amerika'da "büyük taklitçi" olarak da anılmaktadır. 


Lyme hastalığının belirtileri 

  • Kenenin ısırmasından sonraki birkaç gün-bir hafta içinde ortaya çıkan hafif ateşle kendini gösteren grip benzeri belirtiler, titreme, baş ağrısı, bitkinlik, lenf bezlerinde şişme, kas ve eklemlerde ağrı, kırıklık hissi. Kene ısırmaları daha çok bahar ve yaz aylarında olduğundan, bu aylarda karşılaşılan bu tip belirtiler anlamlı olabilir.
  • Isırılmadan sonra birkaç hafta içinde ortaya çıkabilen çember şeklinde veya farklı biçimlerde olabilen kızarıklık (erythema migrans). Erythema migrans Lyme hastalığının tek spesifik belirtisidir. Bu tür bir kızarıklık gözlemlendiğinde hemen tedaviye başlanmalıdır. Ancak bu kızarıklığın görülme oranı Avrupa'da %50'nin altındadır ve belki de daha az hastada görülmektedir. 
  • Isırılmadan birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkan eklem ağrıları, tutulmalar, artrit.
  • Kas seğirmeleri, ciltte uyuşma veya karıncalanma hissi.
  • Genelde birkaç ay sonra görülen görme sorunları, işitme sorunları, kulak çınlaması, ışığa bakıldığında göz sıvısında yüzen cisimler görme.
  • İleri vakalarda nörolojik belirtiler, yüz felci, kısmi felç, psikiyatrik bozukluklar.
  • Aşırı yorgunluk hissi.
  • Uyku bozuklukları.
  • Dikkatte dağınıklık, unutkanlık, algılama performansında düşüş.
Lyme hastalığının yüzde yüz güvenli bir teşhis yöntemi yoktur. Bazı testler yapılıyor olsa da bunlar her zaman doğru sonucu vermemektedir. Hastada erythema migrans oluşumu varsa, başka belirtiler veya test sonuçları beklenmeden hemen tedaviye başlanmalıdır. Bunun dışında Elisa veya Western Blot testleri kullanılmaktadır. Ancak Elisa testinin güvenilirliği oldukça düşük olduğundan fazla tercih edilmemektedir. Western Blot ise, yine tam bir güvenilirlik sağlamamakla birlikte, daha çok tercih edilmektedir.

Lyme'ın teşhisi ile ilgili asıl sorun bazı hastalarda devamlı negatif test sonuçları alınmasına rağmen hastalığın var olmasıdır. İşte burada doktorun uzmanlığı devreye girer. Lyme hastalığında tanı klinik veriler ışığında konulmalıdır. Doktor belirtileri değerlendirip tanıyı koyabilir ve testler negatif olsa bile tedaviye başlayabilir.

Lyme, teşhisi zor, karmaşık bir hastalıktır

Yetersiz veya geç tedavi, yanlış teşhis durumları azımsanmayacak kadar sıktır. Lyme hastalarına MS, romatizma ve hatta psikoz tanısı konulabilmektedir. 

Kene ısırmalarında asıl görev hastaya düşmektedir. Hasta şüphelendiği durumlarda Lyme konusunda uzman bir hekimden fikir almalıdır.

Lyme hastalığı çoğunlukla uzun, yoğun ve agresif bir antibiyotik tedavisi gerektirmektedir. Yetersiz doz veya gereğinden kısa tutulan tedavi süresi Lyme hastalığının tekrarlamasına neden olmaktadır. Her tekrarında ise hastalıktan kurtulma şansı daha da azalmaktadır. Yoğun antibiyotik kullanımı zaman zaman bazı dezavantajları beraberinde getirse de hastalığın potansiyel sonuçları karşısında bu riskler önemsiz kalmaktadır. Ciddi bir tedavi programı sonrasında semptomların yok olması veya önemli ölçüde azalması sağlanabilmektedir.

Lyme hastalığında erken teşhis önemlidir. Mikrop vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, vücuttaki bakteri yükü de o kadar fazla olur ve tedavinin başarı şansı da azalır. Lyme hastalığı tedavi edilmediğinde çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ölümcül bir hastalık olarak kabul edilmemekle birlikte felç, psikoz, görme kaybı, işitme kaybı gibi ciddi etkileri olabilmektedir.

İnsanlar için Lyme aşısı yoktur

Lyme geçirmiş olmak da Lyme'a karşı bağışıklık sağlamamaktadır. Birden çok kez Lyme hastası olmak mümkündür. Lyme hastalığından korunmanın en iyi yolu kene ısırıklarından korunmaktır. Keneler özellikle Nisan ve Ekim ayları arasında aktiftirler. kırsal alanlar kadar şehir içindeki çalılık alanlardan veya çimenlerden de kene yapışması ihtimali vardır. Evcil hayvanların da kene taşıması ihtimali olduğundan risk altındasınız.

Orman veya çalılık alanlara gidiliyorsa mümkün olduğunca kapalı giysiler tercih edilmeli, çıplak ayakla dolaşılmamalı, ormana giriliyorsa şapka takılmalı. Açık renkli giysiler giymek kenelerin fark edilmesi açısından yararlıdır. Ayrıca yünlü/pamuklu kumaşlar yerine kaygan kumaşların tercih edilmesi kenelerin daha zor tutunmasını sağlayacaktır.

Vücudun açıkta kalan kısımlarına DEET içeren böcek kovucular sıkılmalı. Keneler bu maddeden uzak durmaktadır. Kır ve bahçelerden dönüşte mutlaka tüm vücutta kene kontrolü yapılmalıdır. Özellikle çocuklarda bu kontroller ihmal edilmemelidir. Kene fark edildiğinde çıkarılması için hemen bir tıbbi kuruluştan yardım alınmalıdır.

Keneyi kendiniz çıkarmak zorundaysanız:

  • Hiçbir şekilde kenenin üzerine alkol, vazelin, gaz yağı vs. sürmeyin. Bu kenenin kusmasına ve mikropların vücuda yayılmasına neden olabilir.
  • Keneyi çıkarmadan önce mümkünse ucu kıvrık bir cımbız bulun. Keneye temas etmeyin ya da eldiven kullanın.
  • Keneyi cımbızla mümkün olduğu kadar başına yakın bir yerden tutun ve yukarı aşağı hafif şekilde oynatarak çekin. Kenenin ezilmemesine dikkat edin. 
  • Keneyi dairesel hareketlerle çıkarmaya çalışmayın.
  • Çıkardığınız keneyi atmayın veya ezmeyin. Cam bir kap veya plastik bir torbaya yerleştirin. İçine nemli bir parça pamuk koyun ve ağzını kapatın. Hava alabileceği kadar küçük bir delik olmasına dikkat edin. 
  • Kene ısırmalarını ciddiye alın. Kenenin hastalık taşıyıp taşımadığını öğrenmek için incelenmek üzere keneyi saklayın.

Biorezonans ve Lyme Hastalığı

Lyme hastalığının nedeni olarak Borelia adlı bakteri bilinmekteyse de aslında bu hastalıktaki semptomlar multifaktoriyeldir. Bağışıklık sisteminin bozulmasından dolayı eşlik eden enfeksiyonlar, ağır metaller, detoks organlarının yetmezliği, tekrarlayan antibiyotik tedavilerinden dolayı değişmiş olan bağırsak florasının yarattığı sorunlar, detoks organlarının yetmezliği sonucu yeterince atılamayan toksik yük...

Bu semptomların birçoğunun daha şiddetli olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla tedavi sadece antibiyotik tedavisi olarak planlanmamalı, aynı zamanda diğer enfeksiyon ajanları, ağır metaller gibi patolojik durumları da gözönüne alarak planlama yapılmalıdır.

Biorezonans bu anlamda ciddi bir destek rolü üstlenebilir. Çünkü biorezonans ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, enfeksiyonların tedavisi, detoks organlarının iyi çalışır halde korunması, barsak florasının düzeltilmesi, kas ağrılarının giderilmesi mümkün olmaktadır.

Hiç yorum yok: